Kutsal Kitap bianet haber Fotoğraflar filan Başka Haber Jiyan! otur bi çay iç
“Çoğu insan doğru sözcükleri bulamaz. Bulanlarsa o sözcükleri bulduklarını zannederler ama derinlerde bir yerde hep tereddüt içindedirler, asla emin olamazlar. Çünkü her zaman sözcüklerden daha fazla bir şey vardır. Bir şarkıyı, sanki yeryüzünde dinlenecek başka bir şarkı yokmuş gibi, yüz sefer arka arkaya dinlediğin oldu mu hiç?”
“Oldu,” dedi.
“Anlatamadığın şeyi o şarkıda bulduğun içindi işte o.”
hayat
bugün çalışmak istemiyorum hiç vakti zamanında çok sıkıldım gitmek istiyorum buralardan demiştim ben seni kaçırayım demişti nereye gitmek istersin karadeniz’in doğusuna demiştim ciddi olduğumu anlamamış meğer hatırlamadı önemli değil zaten herkesin hafızası benimki gibi olsaydı dünya çekilmez bir yer olurdu beynim eskici gibi hatta antikacı kızlarağası hanının içindekiler gibi hani sakızlardan çıkan kağıtlar vita yağ kutuları eski fotoğraf makineleri taşlar dergiler saatler radyolar bir yerde okumuştum yengeç burcu kadınının odası ardiye gibidir hiçbir şeyi atmaya kıyamaz diyordu bazen içim her şeyin tıkış tıkış yerleştirildiği sahaflar antikacılara benzer gibi gelirdi bana içgüdüsel bir şeymiş demek ki çocukluğu saklamak gibi mesela bir gün kısa bir süre için bile olsa yüksekova’ya dönmek isterdim dedi bir gün herkes mutlaka çocukluk mahalline döner

mühim olan içinde bir hisle bilmem kaç yıl uyumak değil de, uyanmayı bilmek. ya da ne istemediğini fark ettiğinde ne istediğini de öğrenmiş oluyorsun gibi. sonrası ellerini bırakarak sürebildiğin bisiklet misali. nereye gittiğini biliyorsun çünkü, nereye gitmek istediğini de…
büyüyünce hangi mahallede oturmak istediğini biliyorsun, bir balkon istediğini de, o balkonda ne yapılacağını da. otuzuncu yaşını bitirirken, şu aylarda, içinde bir huzurla fark ediyorsun öğrenmiş olduğunu.
-hangi yıldayız?
-sana kaç lazım?
-2014
Daha neler yapardım da, yerim dar.
güneşli pazarlar.
herkesin halley kuyruklu yıldızı kendine.
pazar olsa.
(ama bu şarkı bi ege sahiline, bi akşamüstü rakısına yakışmaz mı?)
dinlerken işaret parmağımı yüzüne doğrulttuğum şarkılar var. benden sana gelsin şarkıları. benden giderken neleri yüklenip gidiyorlar ona, kulağından girenler neresinde yer bulur, nerede yaşar. hakikaten, şarkılar neremizde yaşarlar, ne yer ne içerler?
an itibarıyla http://www.nargileneredeicilir.com sitesine bakıyor olabilirim evet. böyle obsesif bir sevgim var nargileye karşı. neyse ki benim gibi birileri var ki böyle site açmışlar. beş yer belirledim, sevgiliye haber saldım, takıl bana hayatını yaşa, izmir’in altını üstüne getireceğiz diye.
bir de, fincana kahve koysam gelir misiniz?
-
eğer kendimi bıraksam
yağmur olabilirdim yağardım
kasım’da bir çınar olurdum
yaprak yaprak dökülürdüm
kalbimi sıkı tutmasam -
kuş gibi hafifleyiş. yeniden doğuş. hatırlayış, sebep oluş, anlatış…güzel haberler… uzun zamandır beklenen, o büyük boşluğu doldurmalar falan. 7...
-
Kürtlere kızgınım, Ermenilere ve Türklere... En çok da Yahudilere
Dünyanın asırlardır bir savaş topu gibi Güneş’in etrafını turlamasından...
-
Bana kalırsa gitmek beklemekten katbekat daha zordur, ben bu defa işin kolay tarafındaydım. Çünkü insan beklerken birlikte yapılacak her türlü güzel...
-
mola
-
bakalim fotograftaki kirlangiclari bulabilecek misiniz?
-
‘ŞİRK’E KOŞ!
[“Şirk” sözcüğünü Türkçe karakter kullanmadan da yazabilirsiniz; o zaman da doğru olur.]
-
Akhisarspor, Karabükspor ligde kalır ve nihayet İBB düşer.
Seneye de Adana Demirspor Play Off’dan çıkarsa bizler de varız, olur mu sana sol tribün...

